Ana sayfaBlogAlacak ile nakit aynı varlık değildir
Alacak ile nakit aynı varlık değildir
Alacak, başka bir taraftan nakit alma hakkını; nakit ise işletmedeki para ve vadesiz mevduatı gösterir. Tahsilat gerçekleşene kadar iki kalem ayrı izlenir.

Alacak, işletmenin başka bir taraftan nakit alma hakkını gösterir; nakit ise işletmedeki para ve vadesiz mevduattır. İkisi de varlık tarafında bulunabilir, fakat aynı kalem değildir. Tahsilat gerçekleşene kadar işletmenin elinde para yerine parayı alma hakkı vardır. Bu nedenle alacak bakiyesi banka bakiyesi gibi okunmaz.
Kavramsal Çerçeve, ekonomik kaynağı ekonomik fayda üretme potansiyeline sahip bir hak olarak tanımlar. Nakit alma hakkı bu hakların açık örneklerinden biridir. TMS 7 ise nakdi işletmedeki nakit ve vadesiz mevduatla sınırlar. Bu iki tanım, gelecekte tahsil edilecek bir tutarla bugün kullanılabilen nakdi birbirinden ayırır.
Alacak hangi hakkı gösterir?

Alacağın özü fiziksel bir para yığını değildir. Başka bir tarafın işletmeye nakit aktarmasını isteme hakkıdır. Bu hak bir satıştan, hizmetten veya başka bir sözleşmesel ilişkiden doğabilir. Hakkın kaynağı ve finansal tablolara alınma koşulları işlemin niteliğine göre değerlendirilir. Genel bir alacak etiketi, bütün sözleşmeleri aynı sonuca götürmez.
Bir hak varlık tanımına girdiğinde, işletmenin kontrol ettiği mevcut ekonomik kaynak olarak ele alınır. Hakkın ekonomik fayda üretme potansiyeli, sözleşmeye dayalı nakit akışını alma imkânından gelebilir. Fakat gelecekteki tahsilatın kendisi bugünkü ekonomik kaynak değildir. Ekonomik kaynak, o tahsilatı istemeye ilişkin mevcut haktır.
Bu ayrım, alacağın neden nakit olmadığını açıklar. Nakit bugünkü ödeme gücünün doğrudan bir parçasıdır. Alacakta ise başka tarafın ödeme yapması, vadenin gelmesi ve tahsilat sürecinin tamamlanması gerekir. İşletme alacağını kısa vadede tahsil etmeyi beklese bile, tahsilat gerçekleşene kadar kalemin kimliği değişmez.
Alacağın vadesi, para birimi, teminatı ve tahsil edilebilirliği kaydın nasıl ölçüleceğini etkileyebilir. Bunlar alacağın niteliğini anlamak için önemlidir, fakat alacağı doğrudan nakit tanımına taşımaz. Finansal tablo kullanıcısı, nakit bakiyesiyle alacak bakiyesini aynı kullanılabilirlik düzeyinde görmemelidir.
Tahsil edilememe ihtimali de bu sınırı kaldırmaz. Risk, alacağın değerine ilişkin değerlendirme gerektirebilir. Beklenen tahsilatın tutarı veya zamanlaması belirsizleşebilir. Yine de çözüm, riskli alacağı nakit gibi göstermek değildir. Hakkın ölçümü ve bu ölçüme ilişkin açıklamalar ilgili raporlama çerçevesi içinde ele alınır.
Vadeli bir satışta gelir ile alacak aynı işlem içinde doğabilir. İşletme gelir koşullarını karşıladığında performans etkisini kaydeder; nakit henüz gelmediyse karşılığında alacak oluşabilir. Bu nedenle satış tutarı gelir tablosunda görünürken banka hesabında aynı artış görülmeyebilir. Aradaki fark, nakit yerine mevcut bir hak taşındığını gösterir.
Tahsilat varlığın bileşimini nasıl değiştirir?

Tahsilat yapıldığında işletme nakit alma hakkını kullanır. Alacak azalır ve nakit artar. Toplam varlık üzerindeki etki, kur farkı, iskonto, değer düşüklüğü veya başka bir unsur yoksa, bir varlık türünün başka bir varlık türüne dönüşmesi şeklinde görülebilir. Bu hareketin ayrıntısı işlem kayıtlarıyla doğrulanır.
Tahsilatın yeni bir gelir yaratıp yaratmadığı ayrıca sorulur. Gelir daha önce tahakkuk etmiş ve finansal tablolara alınmışsa, para geldiğinde aynı gelirin ikinci kez kaydedilmesi doğru olmaz. Tahsilat önceki hakkı kapatır. Banka girişinin hangi alacağa ait olduğu bu nedenle mutabakatın temel parçalarından biridir.
Nakit akış tablosunda tahsilat, işlemin niteliğine göre ilgili faaliyet bölümünde nakit girişi olarak yer alır. Bilançoda ise raporlama tarihine göre alacak veya nakit bakiyesi görülür. Gelir tablosu, gelirin ait olduğu dönemi gösterir. Aynı işlem üç tabloda farklı zaman ve ölçü bağlarıyla izlenebilir.
Alacağın tahsil edilmeden devredilmesi, mahsup edilmesi veya başka bir işleme konu olması da ayrı hükümler gerektirebilir. Böyle bir durumda sırf alacak hesabı azaldı diye nakit girişi varsayılmaz. Karşılığında ne alındığı ve hakkın nasıl sona erdiği incelenir. Nakit akışının varlığı, gerçek bir nakit veya nakit benzeri hareketiyle doğrulanır.
Bu ayrım günlük okumada iki hatayı önler. Birincisi, yüksek alacak bakiyesini kullanılabilir nakit sanmaktır. İkincisi, alacak tahsil edilince cari dönemin geliri aynı tutarda arttı demektir. Alacağın doğduğu kayıt ile tahsilat kaydı farklı aşamalardır. Her aşama kendi tarihine ve finansal tablo etkisine göre izlenir.
Nakit akışları yalnız nakit ve nakit benzerlerinin işletmeye girişi ile işletmeden çıkışıdır. Alacağın raporlama tarihindeki varlığı, tek başına nakit girişi değildir. Tahsilat gerçekleştiğinde hareket nakit akışına dönüşür. Böylece hak ile para arasında kayıt üzerinden kurulabilen açık bir geçiş oluşur.
Alacakların vade dağılımı da nakitten ayrılığı görünür kılar. Kısa sürede tahsil edilmesi beklenen bir hak ile vadesi uzun veya tahsili belirsiz bir hak aynı kullanılabilirliği sağlamaz. Alacağın raporlanan tutarı, beklenen tahsilat tarihi ve kredi riski ilgili finansal raporlama hükümleri çerçevesinde değerlendirilir. Banka bakiyesi ise hâlihazırda elde bulunan parayı gösterir.
Dönem sonu mutabakatında müşteri hesapları, faturalar, tahsilat makbuzları ve banka hareketleri eşleştirilir. Bu çalışma, alacak bakiyesinin hangi işlemlerden oluştuğunu ve sonradan hangi tutarların kapandığını açıklar. Sonraki tahsilat güçlü bir kanıt sağlayabilir, fakat tahsil edilmeyen her alacağın geçersiz olduğu sonucunu tek başına doğurmaz.
Bir alacak yabancı para cinsindeyse, raporlama tarihindeki tutar kur değişimlerinden de etkilenebilir. Defter değerindeki artış veya azalış, o anda para girişi ya da çıkışı değildir. Benzer şekilde değer düşüklüğü etkisi alacağın raporlanan tutarını değiştirebilir, fakat banka hesabında aynı anda hareket yaratmaz. Ölçüm değişikliği ile tahsilat ayrı kayıtlardır.
Nakit planı hazırlanırken alacağın nominal toplamı doğrudan kullanılabilir para kabul edilmez. Vadeler, tahsilat koşulları, mahsuplar ve kredi riski dikkate alınır. Bu planlama yaklaşımı finansal tablo sınıflamasının yerine geçmez; iki kalemin ekonomik işlevlerinin farklı olduğunu günlük kararlarda da görünür kılar.
Alacak, tahsil edilecek tutara ilişkin mevcut hakkı; nakit, işletmenin elindeki para ve vadesiz mevduatı gösterir. Tahsilat bu iki kalem arasındaki geçiştir. Bilanço hakkı ve parayı ayrı, nakit akış tablosu gerçekleşen girişi, gelir tablosu ise işlemin dönemsel performans etkisini gösterir. Üç görünüm bir arada okunduğunda alacak banka bakiyesiyle karıştırılmaz.
Sık sorulan sorular.
Alacak nakit sayılır mı?
Hayır. Alacak, koşulları oluştuğunda başka bir taraftan nakit alma hakkıdır. Nakit ise işletmedeki nakit ve vadesiz mevduat olarak ayrı bir tanıma sahiptir.
Alacak tahsil edildiğinde ne değişir?
Nakit alma hakkı azalır, nakit artar. Tahsilat daha önce kayda alınmış geliri yeniden oluşturmaz; varlığın bileşimini değiştirir.
Her alacak aynı tarihte tahsil edilir mi?
Alacağın vadesi ve tahsil koşulları sözleşmeye göre değişebilir. Finansal tablodaki hak ile banka hesabındaki hareket bu nedenle ayrı tarihlerde görülebilir.
Tahsilat riski alacağı nakde çevirir mi?
Riskin değerlendirilmesi alacağın ölçümünü ve açıklamalarını etkileyebilir. Fakat alacak tahsil edilmeden sırf vadesi yaklaştığı için nakit olmaz.
Alacak ile nakit farkı hangi tablolarda görülür?
Raporlama tarihindeki alacak ve nakit bilanço kalemleridir. Tahsilatın yarattığı nakit girişi nakit akış tablosunda, ilgili gelir ise ait olduğu dönemin performans tablosunda izlenir.



