İçeriğe geç
DOSTSMMM / İSTANBUL

Ana sayfaBlogKâr ile nakit aynı sonucu göstermez

Kâr ile nakit aynı sonucu göstermez

Kâr, bir dönemdeki gelir ve giderlerin sonucudur. Nakit ise tahsilat ve ödemelerle değişir. Bu yüzden kâr artarken nakit azalabilir, nakit artarken dönem sonucu değişmeyebilir.

Onur OktayYayın tarihi Okuma süresi 4 dk.

Beton kurul masasındaki koyu kayıt blokları ile boş çelik tepsiyi kobalt bir kanal ayırıyor.

Bir işletmenin kâr veya zararı, aynı dönemde kasasına giren ve kasasından çıkan paranın farkı değildir. Kâr, gelir tablosunda yer alan gelir ve giderlerden oluşur. Nakit ise tahsilat ve ödemelerle değişir. İşlemin kayda alındığı tarih ile parasının hareket ettiği tarih ayrıldığında iki sonuç da birbirinden uzaklaşır.

Bu ayrılık bir tutarsızlık göstermez. Tahakkuk esaslı muhasebe, işlemin ekonomik etkisini ilgili dönemde gösterir. Nakit akış bilgisi ise paranın ne zaman ve hangi faaliyet nedeniyle hareket ettiğini anlatır. Aynı işletmeye ait bu iki ölçü farklı sorulara cevap verir. Birini diğerinin kısa yolu gibi okumak, vadeli satışları, stokları, borçları ve yatırımları görünmez hâle getirir.

Kâr hangi hareketlerden oluşur?

Koyu kayıt blokları kobalt çizgi boyunca turuncu ışıklı nişe doğru sıralanıyor.

Kâr veya zarar, dönemde finansal tablolara alınan gelirlerle giderlerin sonucudur. Kavramsal Çerçeve geliri, ortak katkıları dışında özkaynakta artışa yol açan varlık artışları veya yükümlülük azalışlarıyla açıklar. Gider ise ortaklara yapılan dağıtımlar dışında özkaynakta azalışa yol açan varlık azalışları veya yükümlülük artışlarıdır. Bu tanımlar kasaya giren veya kasadan çıkan para ile sınırlı değildir.

Vadeli bir satışta ekonomik etki ile tahsilat ayrı tarihlerde doğabilir. İşlem ilgili dönemde gelir yaratırken karşılığında nakit yerine tahsil edilecek bir hak oluşabilir. Para daha sonraki dönemde geldiğinde kasadaki tutar artar, fakat önceki dönemde kayda alınmış gelirin yeniden doğması gerekmez. Aynı olay gelir tablosunda bir döneme, nakit hareketinde başka bir döneme dokunur.

Gider tarafında da benzer bir zaman farkı görülebilir. Daha önce alınmış bir mal veya hizmet için oluşan borç, ödeme tarihinden önce gider etkisi yaratmış olabilir. Sonraki ödeme nakdi azaltır ve mevcut yükümlülüğü kapatır. Ödemenin tamamını yeni dönemin gideri saymak, ekonomik etkinin ait olduğu dönemi değiştirir.

Bazı giderler ödeme hareketi olmadan da dönemin sonucuna girer. Amortisman, bir varlığın amortismana tabi tutarının yararlı ömrüne sistematik biçimde dağıtılmasıdır. Varlığın alınması sırasında oluşan ödeme ile sonraki dönemlerde ayrılan amortisman aynı hareket değildir. Bu nedenle amortisman gideri kârı etkilerken o anda yeni bir nakit çıkışı yaratmayabilir.

Stok da kâr ile nakdi farklılaştırır. Stok için ödeme yapılmış olsa bile, stok elde tutulduğu sürece yapılan ödemenin tümü aynı anda dönem giderine dönüşmeyebilir. Stok satıldığında defter değeri, ilgili hasılatın finansal tablolara alındığı dönemde giderleşir. Para daha önce çıkmış, gider etkisi daha sonra oluşmuş olabilir.

Kârı okurken bu zaman bağını görmek gerekir. Gelir ve gider, ekonomik kaynaklarla yükümlülüklerdeki değişimi performans açısından açıklar. Tahsilat ve ödeme tarihleri ise performansın tek belirleyicisi değildir. Bir dönem yüksek kâr gösterirken vadeli alacaklar büyümüş olabilir. Başka bir dönemde geçmiş alacakların tahsil edilmesi nakdi artırabilir, fakat o tahsilat yeni dönemin geliri olmayabilir.

Nakit neden başka yönde hareket edebilir?

Çelik tepsilerden birinde koyu cam bloklar duruyor, diğer tepsi boş kalıyor.

Nakit akış tablosu, nakit ve nakit benzerlerindeki dönem içi değişimi esas, yatırım ve finansman faaliyetleri üzerinden gösterir. Bu sınıflama, gelir tablosundaki dönem sonucundan farklı bir görünüm verir. Çünkü her nakit hareketi gelir veya gider değildir; her gelir veya gider de aynı anda nakit hareketi yaratmaz.

Bir kredi kullanıldığında işletmenin nakdi artabilir. Aynı anda geri ödeme yükümlülüğü de doğar. Bu giriş, sırf banka hesabını büyüttüğü için gelir olmaz. Ortakların işletmeye yaptığı katkı da nakdi artırabilir, ancak Kavramsal Çerçeve ortak katkılarını gelir tanımının dışında tutar. Nakit artışı vardır; dönem kârı aynı tutarda artmak zorunda değildir.

Bir borcun anapara kısmı ödendiğinde nakit azalır ve yükümlülük kapanır. Ödeme, önceki dönemde kayda alınmış bir giderin karşılığı olabilir veya finansman borcunun geri ödenmesi olabilir. Bu yüzden banka hesabındaki azalışa bakarak cari dönemin giderini doğrudan çıkarmak mümkün değildir. Ödemenin hangi borcu kapattığı ve ekonomik etkinin hangi dönemde kayda alındığı birlikte incelenir.

Varlık edinimi de aynı ayrımı taşır. İşletme bir maddi duran varlık aldığında ödeme yapabilir. Karşılığında işletmenin kontrol ettiği bir ekonomik kaynak oluşur. İlk günkü nakit çıkışı, varlığın bütün maliyetini aynı gün gider yapmak anlamına gelmez. Varlığın kullanımından beklenen fayda dönemlere yayıldığında amortisman da dönemlere yayılır.

Dolaylı yöntem, bu farkları görünür kılmak için esas faaliyet kâr veya zararından başlar. Gayri nakdi kalemleri, stoklarla esas faaliyetlere ilişkin alacak ve borçlardaki değişimleri, geçmiş veya gelecek nakit hareketlerine ilişkin tahakkukları düzeltir. Amaç kârı nakit diye yeniden adlandırmak değildir. Dönem sonucundan esas faaliyetlerin net nakit akışına geçerken aradaki hareketleri açıklamaktır.

Bu nedenle tek başına banka bakiyesi performans ölçüsü sayılmaz. Nakit, kısa vadeli ödemeleri karşılayabilme açısından önemli bir görünüm verir. Kâr veya zarar ise gelir ve giderlerin dönemde oluşturduğu sonucu anlatır. Bilanço, raporlama tarihindeki varlıkları ve yükümlülükleri yanlarına koyar. Üç tablo birlikte okunduğunda, sonuç ile para hareketinin nerede ayrıldığı görülebilir.

Kâr yüksekken nakit düşükse önce vadeli alacaklar, stoklar, borç ödemeleri ve varlık alımları gibi ayrıştırıcı hareketlere bakılır. Nakit yüksekken kâr düşükse kredi, ortak katkısı, geçmiş dönem alacaklarının tahsili veya varlık satışı gibi girişlerin niteliği incelenir. Bu inceleme hazır bir yorum üretmez; kayıtlardaki hareketin hangi döneme ve hangi tablo unsuruna ait olduğunu ortaya çıkarır.

Dönemler karşılaştırılırken açılış ve kapanış bakiyeleri de kontrol edilir. Gelir tablosundaki sonuç, bilanço kalemlerindeki değişimler ve nakit akış sınıfları arasında kurulan mutabakat, farkın tek bir büyük işlemden mi yoksa çok sayıda zamanlama farkından mı doğduğunu gösterir. Böylece yalnız son bakiyeye dayanılmaz.

Kâr ile nakit aynı işletmenin iki ayrı kaydıdır. Kâr, dönemin ekonomik sonucunu; nakit, paranın fiilî giriş ve çıkışını gösterir. Aralarındaki fark çoğu zaman tahakkuk, tahsilat, ödeme, stok, yatırım veya finansman hareketinden doğar. Sonucu anlamak için gelir tablosu ile nakit akış tablosu birlikte, bilanço bağlantısı korunarak okunur.

Sık sorulan sorular.

Kâr varsa kasada aynı tutarda para bulunur mu?

Bulunması gerekmez. Kâr gelir ve giderlerin dönem sonucudur; kasa ve banka bakiyesi ise tahsilatlarla ödemelerin birikmiş sonucunu taşır. Vadeli satış, stok alımı veya borç ödemesi iki tutarı ayırabilir.

Nakit artışı her zaman gelir midir?

Hayır. Kredi kullanılması ya da ortakların işletmeye kaynak koyması nakdi artırabilir. Bu hareketlerin gelir olup olmadığı, gelir tanımına ve işlemin niteliğine göre değerlendirilir.

Nakit çıkışı her zaman gider midir?

Hayır. Bir borcun anapara kısmının ödenmesi veya bir varlık edinilmesi nakit çıkışı yaratabilir. İşlemin gider etkisi, ödemenin kendisinden ayrı incelenir.

Kâr ile nakit farkı hangi tablolarda izlenir?

Dönem sonucu gelir tablosunda, nakit hareketleri nakit akış tablosunda görülür. Raporlama tarihindeki nakit bakiyesi de bilançoda yer alır.

Dolaylı yöntem bu farkı nasıl açıklar?

Dolaylı yöntem esas faaliyet kâr veya zararını gayri nakdi işlemler, tahakkuklar ve işletme sermayesi hareketleri için düzeltir. Böylece esas faaliyetlerden kaynaklanan net nakit akışına ulaşır.

İlgili kayıtlar.

Kaynaklar.

  1. 01Finansal Raporlamaya İlişkin Kavramsal Çerçeve, paragraf 1.17–1.20 ve 4.68–4.72
  2. 02TMS 7 Nakit Akış Tablosu, paragraf 18–20